• TurkishEnglishGermany

BLOG YAZILARI

Kosova son Çağrı’ya kulak vermiyor!

Geçtiğimiz hafta, pandemi nedeniyle uzun süredir gidemediğimiz Evlad-ı Fatihan diyarına kısa bir gezi yaptık. Dostlarla bir araya geldik, güncel konularla hasbihal ettik.

Gezimizin ağırlığı Kuzey Makedonya idi. Ancak gelmişken Kosova’yı ziyaret edemeden geçemezdik.

Bayrağımızın inmediği, Ezan-ı Muhammedi ve andımızın hiç dinmediği, Balkanlar’daki son kale Mamuşa’yı ziyaret ettik. Kıymetli kardeşim, Belediye Başkanı Abdülhadi Krasniç’in kahvesini içtik. İbrahim ile, Skender ile, benim Kosova’daki en has adamım Visar ile hasret giderdik.

Visar her zamanki gibi bana; “Rahat ol Şükrü abi ya” dedi ama ben anlatılanları duyunca pekte rahat olamadım açıkçası.

Öncelikle en sonra söyleyeceğimizi ilk başta söyleyelim; Sayın Mahir Yağcılar bize hakkını helal etsin..!

Yıllarca kendisiyle ilgili yazdık, çizdik. Yeri geldi en ağır eleştirileri yaptık. Ancak anlatılanları dinleyince şu karara vardık; Sayın Yağcılar bir melekmiş.

Düşünsenize; Kosova’nın bağımsızlığından itibaren Türk Toplumunu parlamentoda temsil eden bir parti var ve bu partinin Teşkilat Başkanı 23 Nisan Kosova Türkleri Milli Bayramı’nda kutlamaların yapıldığı salonun kapısından dönüyor. Türklüğün kalelerinden biri olan Prizren’in Şube Başkanı ve Belediye Meclis Üyesi salona hiç gelmiyor. Anlatılanlara göre bazı şube başkanları genel başkanla konuşmuyor. O başkanlar toplanıyor ve bir başka şube başkanına gidip; “Düş önümüze bunu değiştirelim” diyor..! Bu arada partinin iki vekilinden birinin programların birçoğuna katılmadığını iddia edenlerde az değil.

Yine anlatılanlara göre Sayın Reisin isminin kullanılma modası Kosova’ya da sirayet edilmiş. Şayet iddialar doğruya ıslak imzasız ve mühürsüz bir kağıt Başbakan Albin Kurti’nin önüne konulmuş ve; “Reis bunun bakan olmasını istiyor” denilmiş.

Anlatılanlar gerçekten şaka gibi. Bir dönem öncesi bugün Albin Kurti’nin bakanlığını yapan Türk Partisinin Genel Başkanı, meclisteki güven oylamasında hükümetin düşmesi lehine oy kullanıyor, diğer Türk vekil ret veriyor. Bunun üzerine Başbakan o vekile; “Türklere bir bakan yardımcılığı veriyorum, ama sana veriyorum” diyor. O vekil; çocuklarını FETÖ okullarında okutan, yıllardır şube başkanlığını yaptığı şehirde Türkçe eğitim biten şahsı istiyor, başta Teşkilat Başkanı olmak üzere parti meclisinin büyük bölümünün; “Prizren’den sonra en fazla oy aldığımız ve en fazla Türk’ün yaşadığı yer Mamuşa’dır, bakan yardımcılığı Mamuşa’nın hakkıdır” itirazı üzerine atama gerçekleşmiyor ve yaklaşık bir yıldır Türklerin bakan yardımcılığı koltuğu boş duruyor.

Gelelim Yenilikçi Türk Hareket Partisi Genel Başkanı Ertan Simitçi’ye…

Kendisiyle ilk kez tanıştım. Eğitimli, iddialı, belli bir duruşu olan ve kendisine hedef koyan bir siyasetçi. En azından mevcut durumdan vazife çıkartan; “Bu düzen böyle gitmez” diyerek isyan eden ve toplumunun geleceği adına kafasını taşın altına koyan bir isim.

Zaten toplumda bir karşılığı olduğu da, KDTP döneminde milletvekilliği ve belediye meclisi seçimlerinde aldığı oylarla da, son yerel seçimlerde aldığı oylarla da belli.

Düşünsenize; çeyrek asırlık parti parayla, pulla, Türkiye’nin adıyla seçime girip 2 meclis üyesi çıkartıyor, üç-beş idealist genç bir araya gelip parti kuruyor ve altı ay sonra yapılan seçimlerde 1 meclis üyesi çıkartıyor.

Ben bu mağlubiyeti KDTP’nin monşer kılıklı Genel Başkanına yazmam. Bunun tek sorumlusu; 83 milyonu ve büyük Türkiye Cumhuriyeti’ni arkasına alıp, Türkleri ve ülkeyi dizayn etmeye çalışanlardır. Genel seçimlerde çıkartılan 2 vekilde kimseyi yanıltmamalıdır. Çünkü oylar neredeyse yarı yarıya düşmüştür.

Türk Dünyasının merkezi, dünya mazlumlarının hamisi devletimizin Dışişleri Bakanlığı yetkilileri şu serzenişte kulak vermelidir; “Bize bölücü diyenler var. Ben Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğinin programlarına davet edilmiyorum. Herhalde bizi bölücü olarak görüyorlar. Bu sevgi nasıl ispatlanır bilmiyorum ama Türkiye’yi bizden fazla seven varsa çıksın ispatlasın. Ben partiyi kurarken de söyledim; herhangi biri benim ya da dava arkadaşlarımın birinin Kosova Türk Toplumu ya da Türk Milletinin aleyhine bir şey yaptığını gösteren bir belge getirsin, biz siyasetten vaz geçelim. Ama ben aksini ispatlarım. Biz bazı şahısların ve kurumların Türk Toplumunun aleyhine çalıştığını biliyoruz. Zaten oyların düşmesinden de belli oluyor. Yalakalık yaparak siyaset yapılmaz. Ben bunu yapmam. Ama bugün yalakalık yaparak Türk Toplumunu temsil eden siyasetçiler var. Benim iddiam şu; Türk Toplumu sandığa gittiği zaman alternatifi olması lazım. Rekabet kaliteyi getirir. Türkiye Cumhuriyeti temsilcilerinin de adil davranması lazım. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumları bize kapılarını kapattı. Yalnız bir kurum tarafından kabul edildik”

Evet, bu cümleler Türkiye’de hukuk eğitimi görmüş, genç yaşta kendisini her alanda ispatlamış bir Evlad-ı Fatihan’a ait.

Bu adam FETÖ’nün okullarında okumamış, evlerinde kalmamış. Her zaman toplumunun, milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin yanında olmuş. Dönemim KDTP Şube Sekreteri olarak, millet daha ne olduğunu anlamamışken partinin resmi hesabından darbeyi kınamış. 18 Temmuz’da NATO Barış Gücü bünyesindeki Sultan Murat Kışlasını ziyaret etmiş.

Hangi kışlayı?

İddialar doğruysa, bazı siyasetçi kılıklı danışmanların aldıkları ihalelerle zengin olduğu kışlayı…!

Konuşulanların tamamını yazmayacağım. Zaten yazamam da! Çünkü birkaç kişi yüzünden bir topluma genelleme yapamayız.

Son sözlerim şu olacak;

Ne yazık ki ayrıştırmacı politikalar son dönemde birçok ülkede görülüyor. Başında devletin ismi yazan kurumların temsilcileri, kendilerini parti temsilcileri sanıyor…!

Türkiye anadır. Ana evlatlar arasında ayrım yapmaz. Ana herkesi kucaklamalıdır ki aile bir bütün olsun. Gözüken o ki Kosova son Çağrı’ya kulak vermiyor ve bu krizden çıkmak için yeni bir Kıvılcım istiyor!

admin

Bu yazarın açıklaması maalesef yok.

BENZER YAZILAR
YORUM YAP