• TurkishEnglishGermany

BİZDEN HABERLER

BOSNA’DA BU SEFER GEÇ KALMAYALIM!

Osmanlının bölgeyi terk etmesinin ardından kan ve gözyaşının bir türlü dinmediği Bosna’da yine tehlike çanları çalıyor..!

Vahşi batının “Çözüm ve barış formülü” olarak tanımlayarak taraflara dayattığı  Dayton Barış Antlaşmasıyla, dünyanın en saçma yönetim sistemiyle yönetilmeye başlanılan Bosna Hersek’te 3 hükümet, 5 cumhurbaşkanı var.

Boşnakların ve Hırvatların yaşadığı ve toprakların % 51’ini kapsayan Bosna-Hersek Federasyonunun başkanı ve hükümeti, toprakların % 49’unu kapsayan Sırp Cumhuriyetinin başkanı ve hükümeti, birde federal hükümet ülkede işbaşında.

Federal yönetim ise dünyanın en garabet sistemi! Çünkü ülkede 3 cumhurbaşkanı var…!

Hani bazen Birleşmiş Milletler gibi uluslararası örgütlerde gerçekleşen seçimlerde Bosna-Hersek bize oy vermeyince bazı cahiller “Hain, nankör” şeklinde yorumlar yapıyor ya, bu durum neden yaşanıyor biliyor musunuz? Çünkü ülkeyi “Başkanlık Konseyi” diye 3 kişiden oluşan saçma sapan bir konsey yönetiyor ve kararlar oy çokluğuyla çıkıyor. Ancak ne hikmetse  Dayton Barış Antlaşmasıyla, nüfusun % 50’sine sahip Boşnakların da 1 üyesi var, % 30’una sahip Sırpların da, % 15’ine sahip Hırvatların da…! Peki neden? Tabi ki Hristiyanlar konseyde çoğunlukta olsun diye.

Emperyalist Batı Bosna Savaşı’nda, Boşnakları çok sevdiği için filan desteklemedi. Önce Komünist Yugoslavya artığı Rusya yanlısı Sırbistan ile Bosna’nın Sırp bölgesini birleştirerek kurulması hayal edilen büyük Sırbistan’ı engelledi, ardından ise Sırbistan’ın dibinde kendisine bir alan açtı.

Ancak Bosna-Hersek’in parçalanarak, büyük Sırbistan’ın kurulması hayalleri bu günlerde yeniden hortladı.

Federasyonu oluşturan iki cumhuriyetten biri olan Sırp Cumhuriyeti Meclisi, 10 Aralık’ta Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyinin Sırp Üyesi Milorad Dodik’in çağrısıyla toplandı, oturumda Bosna Hersek devletine ait silahlı kuvvetler, vergi idaresi ve adli sistem kurumları gibi ortak kurumların yetkilerinin entite kurumlarına devredilmesine yönelik tasarı tartışılarak kabul edildi. Dodik, oturumda yaptığı konuşmada; “İçinde bulunduğumuz zor durumları aşamazsak Bosna Hersek’in parçalanması ve Sırp Cumhuriyeti’nin ülkeden ayrılması kaçınılmaz.” ifadesini kullandı.

Yaşanan bu siyasi gelişmelerin ardından 9 Ocak tarihinde, ülkenin Banja Luka şehrinde anayasaya aykırı olmasına rağmen “Sırp Cumhuriyeti” günü kutlamaları yapıldı. Sırpların o gece Brcko kasabasındaki Boşnak yerleşimlerine gireceğine dair söylentilerse halkı tedirgin etti. Güvenliklerinden endişe eden Boşnaklar evlerinden ayrılıp, şehrin güney kısmına giderken, bölgeye çok sayıda polis ekibinin sevk edildi.

Bosna Savaşında Srebrenitsa başta olmak üzere, ülkenin birçok şehrinde yüzbinlerde Müslüman Boşnak’a soykırım uygulayan Sırplar, 9 Ocak gecesi Bosna Hersek’te ve Sırbistan’ın Müslümanların yoğunlukla yaşadığı Sancak bölgesinde söyledikleri şu marşla gözlerinin ne kadar dönmüş olduğunu da ortaya koydular;

Bütün Sırplar kutsal haç uğruna Yugoviçiler gibi Kosova’ya gidecek. Kutsal vatanı savunmak için, kutsal haç ve özgürlük adına, kutsal vatanı savunmak için.

Krusevac(Sırbistan, Prizren(Kosova), Cetinje’den (Karadağ), Dubrovnik(Hırvatistan), Knin(Hırvatistan), Nevensinje’den (Bosna Hersek), Avala, Lovçen ve Şar dağlarına…

Sırplar çağırıyor kalk ey Lazar (Kosova Savaşı’nda Osmanlı’nın karşısında yer almış Sırp prensi)

Türkiye ve Türk Dünyası olarak elimizi çabuk tutmalıyız. İkinci bir katliama asla ve asla izin vermemeliyiz. Sırp destekçisi Rus askeri ülkeye girmeden bizimde içinde bulunduğumuz NATO Barış Gücünün ülkeye sevkini sağlamalıyız. Bosna’nın, Rusya ile Batının bilek güreşi yapacağı bir masa haline gelmesine müsaade etmemeliyiz. Çünkü Bosna bizim için asla sıradan bir toprak parçası ya da ülke değil. Bosna bize Sultan Fatih’in, Gazi Hüsrev Beyin ve Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’in emaneti. Bosna bizim Avrupa’ya açılan kapımız….!

Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri tarafından; 28 Mayıs 1463’de Bosna’yı fethettikten sonra ilan edilen ve bugün dünyanın birçok hukukçusu tarafından da, ilk İnsan Hakları Beyannamesi olarak da kabul edilen fermanında şöyle buyurmuştu;

“Ben ki Sultan Mehmet Han’ım; sıradan ve seçkin bütün insanlar tarafından bilinsin ki, bu padişah buyruğunu ellerinde bulunduran Bosnalı [Fransisken] ruhbanlara büyük bir lütufta bulunarak şunları buyurdum:

Adı geçenlere ve kiliselerine hiç kimse engel olmayacak ve sıkıntı vermeyecektir ve onlar sakınmaksızın ülkemde yaşayacaklardır. Ve kaçıp gidenler bile güven içinde olacaklardır.

Gelip ülkemizde korkusuzca oturacaklar ve kiliselerine yerleşeceklerdir. Ne ben, ne vezirlerim, ne kullarım, ne uyruklarım, ne de ülkemin bütün halkından hiç kimse adı geçenlere —kendilerine ve canlarına ve mallarına ve kiliselerine ve dışarıdan ülkemize gelenlerine— dokunmayacak, saldırıp incitmeyecektir. Yeri, göğü yaratan Rızıklandırıcı adına ve Kur’an adına ve ulu Peygamberimiz adına ve yüz yirmi dört bin peygamber adına ve kuşandığım kılıç adına yemin ederim ki, bu kişiler emrime itaat ettikleri sürece, bu yazılanlara hiç kimse uymazlık etmeyecektir. Böyle biline…”

Şükrü GÖKKAYA

Gazeteci-Türk Dünyası Araştırmacısı

admin

Bu yazarın açıklaması maalesef yok.

BENZER YAZILAR

İkili ilişkiler her geçen yıl gelişiyor

Kazaki tan Ankara Büyükelçi i Abzal Saparbekuly, Kazaki tan ve Türkiye ara ındaki diplomatik ilişkilerin 30 yıldönümü ve ile iyle ba ın toplantı ını düzenledi Büyükelçi Abzal...